İçsel-Özedönük Zeka

İçsel Öze Dönük Zekâ

Kişinin kendini bilmesi, tanıması ve bu bilgi doğrultusunda kararlar almasıdır(Armstrong, 2000).

Kişinin kendi zayıf ve baskın özelliklerini bilmesi, istediği hedefe ulaşabilmek için odaklanma, disiplinli olma gibi becerilere sahip olmasını ifade eder (Saban, 2010).

Gardner (2012)’a göre içsel zekânın en basit hali hoşnutluğu acıdan ayırabilme ve bu ayrım ışığında bir duruma yaklaşma-uzaklaşma becerisinden bir adım daha fazlasıdır. En gelişmiş hali ise bireyin karmaşık ve son derece farklı duyguları fark edip sembolleştirebilmesini sağlar. Bu zekâ türü insanın kendi iç dünyasına yaptığı bakış ile ilgilidir. Bireyin kendi duygularının farkında olması, bunları araştırıp öğrenmesi önemlidir.

İçsel zekâ zamana bağlı olarak gelişme gösterir. Yaşanılan her deneyim içsel zekâ için birikim olarak kabul edilebilir. Kişi kendi bilgisini geliştirmeden önce kişiliğini derinlemesine tanımalıdır. Aynı zamanda kişinin kendi kimliğiyle, duygularıyla, düşüncesi ile barışık olması gerekir. Bu becerileri gelişmiş bireyler kişisel problemlerini çözümlemeyi de bilirler. Bunun için bir başkasına ihtiyaç duymazlar. Belirledikleri hedeflere ulaşabilmek için lazım olan odaklanma, disiplinli çalışma gibi özelliklere sahiptirler. Birey kendi bilincinin farkındadır ve sezgileri güçlüdür. Kendini objektif bir şekilde değerlendirebilir. Bu zekânın en son aşaması bireyin kendini tamamen aşması kendi benliğinde sonsuzluğa ermesi olarak tanımlanabilir.

İçsel zekâsı gelişmiş bireyler özgür olmayı severler. Kendi başarı ve başarısızlıklarını bir araç olarak görürler. Böylece sevinmek veya üzülmek yerine ders çıkarmayı tercih ederler. Duygu ve düşüncelerini iyi ayırt edebildikleri için kararsızlık yaşamazlar. Kendi fikirlerine güvendikleri için başkasının fikrine pek ihtiyaç duymazlar. Kendilerine olan saygıları yüksektir.

Çağları aşmış büyük tasavvuf eğitimcisi Mevlana Celaleddin Rumi bu zekâyı yansıtan en önemli düşünürlerden biridir. Hayatı, kişiliği, hoşgörüsü, eserleri asırlar sonrasında yaşayan insanlara ilham olabilmektedir. 

İçsel zekânın temelindeki kapasiteler şunlardır (Bümen, 2004):

Odaklanma: Çevredeki diğer etkenlerden soyutlanarak sadece yapılan işe yoğunlaşmayı ifade eder. Sevdiğimiz bir filmi izlerken ya da kitabı okurken çevremizdeki diğer seslerin farkına varmayız.

Düşünsellik: Günlük hayattaki birçok faaliyeti önce düşünür, sonra gerçekleştiririz. Bu yeterlilik düşüncelerimizin detaylarının ne kadar önemli olduğunu anlamamızı ve ona göre karar vermemiz gerektiğini gösterir.

Üst biliş: Kişinin kendi düşüncelerinin farkında olması, düşüncenin farklı yönlerini algılamasıdır. Bir sorun ile karşılaştığında önce düşünmesi, karar alması ve sorunu değerlendirmesidir.

Duyguların farkındalığı: Olaylar karşısında vereceğimiz tepkileri bilme, bazen hayatın akışında fark edemeyeceğimiz duygularımızı açığa çıkarma becerisidir. Bu beceri kazanılırsa kendimizi daha iyi geliştirmiş oluruz.

Özünü tanıma ve önem verme: Tüm insanların kardeş olduğunu kabullenme, kendimizi evrenin bir parçası olarak görme ve buna uygun yaşamayı ifade eder.

Akıl yürütme ve düşünme becerileri: Akıl yürütmenin çeşitli aşamaları vardır. Bu yeteneğe sahip kişiler kendi düşünme sistemlerine akıl yürütme aşamalarını uygularlar ve böylece daha akılcı ürünler ortaya çıkar.

İçsel Zekaya Örnek Olabilecek Meslekler;

Yazarlar, felsefeciler, araştırmacılar, şairler ve psikologlardır.