Bedensel zekâ bireyin bir aktör gibi duygu ve düşüncelerini aktarırken vücut dilini en iyi şekilde kullanabilme yeteneğidir.
Uzamsal zekânın temelinde görsel dünyayı düzgün bir şekilde algılamak, gerektiğinde bu algı üzerinde dönüşüm ve değişim yapabilmek vardır.
Bir matematikçi gibi sayıları etkili kullanabilme, bilgisayar programcısı gibi olaylar ile ilgili sebep-sonuç ilişkisi kurabilme yeteneğine mantıksal-matematiksel zekâ denir.
Dil zekâsı çağlar boyunca gelişimi en çok incelenen zekâ alanı olmuştur. Aynı zamanda bu beceri insanda bulunan en üstün, en yaygın zekâ türüdür.
Spearman, Thorndike, Guilford, Thurstone gibi Gardner da zekânın çok kapsamlı olduğunu ve insan zekâsına ilişkin evrensel tek bir listenin olamayacağını savunur.
Thurnstone zihinsel etkinliği gerekli kılan işlerin gruplandırılabileceğini savunur. Her bir gruptaki zihin gücüne ise temel faktör ya da yetenek adını vermiştir.
çok faktör kuramı, guilford, soyut zeka
Zekâ birbirinden bağımsız bileşenlerden oluşmaktadır. Bu yönüyle Spearman’ın “g” faktörü kuramı ile bağdaşmamaktadır
1904 yılında ortaya atılmış bir kuramdır. Kuramın fikir babası Spearman’dır. Spearman zihin etkinliklerinde var olan genel bir zihinsel enerjinin olduğunu savunmuştur. Buna “g” faktörü adını vermiştir.
20.yüzyılın başlarında sanat ve bilimdeki gelişmeler refah düzeyini artırmıştır. Bu dönemde insanlar genelde yaşadıkları eyaletten başkente göç etmeye başlamışlardır. Okul çağındaki çocuklarda birtakım sorunlar yaşanmaya başlanmıştır.
Zihinsel işlemlerin nasıl yapıldığı ve bu işlemlerin kökenlerinin neler olduğu çok eski çağlardan beri insanların ilgi alanında yer almaktadır.
Etrafımızdaki dünyaya uyum sağlamak, yaşamamızı sağlayacak gündelik işler yapmak beyin fonksiyonlarımızın durmaksızın çalışması ile gerçekleşir.